Dingin An:Sessiz Bağın Gücü
Bazen günün içinde,her şey üst üste gelmiş gibi hissedilir.
Sesler, düşünceler, yapılacaklar…
Ve tam o sırada,hiç planlamadığın bir an olur.
Kucağında mis kokusuyla bir melek.Omzunda sessizce kalan bir baş.
Ellerinin, onun elleriyle buluştuğu bir an.
Ne büyük bir an.
Ne de anlatılacak bir başarı.
Ama içinde bir durma hissi vardır.İşte o, dingin andır.
Sessiz anlarda kurulan bağ
Yeni doğanla geçen günler,çoğu zaman yüksek sesli anlatılır.
Uykusuzluklar, ağlamalar, endişeler…
Oysa bağ,bu gürültünün içinden değil,
çoğu zaman sessiz yerlerden kurulur.
Acele etmeyen durumlardan.
Aynı hızda kalan nefeslerden.
Her seferinde benzer olan küçük temaslardan.
Bir bebeğin dünyası,henüz kelimelerle dolu değildir.
Ama bedenle doludur.
Koku ile.
Isı ile.
Ritim ile.
Kucağındayken,senin kalp atışını duyar.
Teninin kokusunu tanır.
Omzunda kaldığında,
dünyanın bir süre durabildiğini hisseder.
Bu his,
yüksek sesle gelmez.
Sessizdir.
Tekrar eder.
Tanıdıktır.
Acele etmeyen temas
Dingin anlar,çoğu zaman “bir şey yaparken” değil,
bir şey yapmayı bıraktığında ortaya çıkar.
Sallarken.
Beklerken.
Sadece dururken.
Bebeğin için güven,işte bu tekrar eden sakinlikte şekillenir.
Her gün aynı olmayan ama aynı hissi taşıyan anlarda.
Belki fark etmezsin.
Belki üzerinden geçip gidersin.
Ama o anlar kaybolmaz.
Bebeğin bedeninde kalır.
Senin bedeninde de.
Çünkü bağ,
çoğu zaman farkındalıktan önce kurulur.
Bazı günler,kendini yeterli hissetmeyebilirsin.
Bazı günler her şey eksik gibi gelebilir.
Ama dingin anlar,mükemmel olmayı beklemez.
Sadece orada olmanı ister.
Acele etmeden.
Zorlamadan.
Nazik Bir Hatırlatma
Bağ,yüksek sesli anlarda değil,acele etmeyen duruşlarda büyür.
Bugün,bebeğinle paylaştığın küçük bir dingin an varsa,
bu yeterlidir.
Fark etmesen bile.
Adını koymasan bile.
O an,
zaten yerini bulmuştur. 🤍