Yalnız Değilsiniz: Bir Annelik Manifestosu
Yeni anne olan kadınlara herkes aynı soruları soruyor.
Bebek nasıl?
Uyuyor mu?
Gazı geçti mi?
Kime benziyor?
Ama çok az kişi anneye dönüp gerçekten şunu soruyor:
“Sen nasılsın?”
Çünkü annelik başladıktan sonra birçok kadın görünmez bir yük taşımaya başlıyor.
Bir yandan bebeğine yetmeye çalışıyor, diğer yandan sürekli kendini sorguluyor.
Doğru yapıyor muyum?
Neden bu kadar yoruldum?
Neden herkes benden daha iyi baş ediyor gibi görünüyor?
Özellikle yeni anne psikolojisi, dışarıdan göründüğünden çok daha karmaşık bir dönem.
Kadınlar aynı anda hem çok büyük bir sevgi hissediyor hem de yoğun bir baskıyla baş etmeye çalışıyor.
İşte bu yüzden bu yazı bir öneri listesi değil.
Bir annelik manifestosu.
Çünkü bazı şeylerin annelere daha sık söylenmesi gerekiyor.
Bir anne bazen yorgun olabilir.
Bazen ağlayabilir.
Bazen hiçbir şeye yetişemiyormuş gibi hissedebilir.
Bu onu kötü bir anne yapmaz.
Tam tersine, bugün birçok kadın annelikte yetersizlik hissi ile sessizce mücadele ediyor.
Özellikle sosyal medyada yaratılan kusursuz annelik görüntüsü, kadınların kendilerini eksik hissetmesine neden olabiliyor.
Ama gerçek hayat filtreli görünmüyor.
Gerçek annelik bazen soğuyan kahveler demek.
Yarım kalan uykular demek.
Aynı anda hem çok güçlü hem çok kırılgan hissetmek demek.
Ve birçok kadın tam da bu yüzden doğum sonrası yalnızlık hissiyle tanışıyor.
Çünkü herkes bebeğe odaklanırken annenin ne hissettiği geri planda kalabiliyor.
Halbuki bazı günlerde bir annenin ihtiyacı olan şey çözüm değil.
Duyduğu tek bir cümle.
“İyi gidiyorsun.”
“Bebeğin senin yanında huzurlu.”
“Ne güzel bir anne oldun.”
Belki basit görünüyor.
Ama sürekli kendini eleştiren bir zihin için bu cümleler büyük bir rahatlama yaratabiliyor.
Çünkü kadınlar çoğu zaman başarısız oldukları için değil, sürekli değerlendirildikleri için yoruluyor.
Nasıl doğurduğu.
Nasıl beslediği.
Nasıl uyuttuğu.
Ne kadar sabırlı olduğu.
Sanki annelik sürekli ölçülen bir performansmış gibi.
Oysa annelik mükemmel görünmek değil.
Devam edebilmek.
Bugün internette en çok aratılan konulardan biri artık anne olmak neden zor sorusu.
Çünkü kadınlar ilk kez yaşadıkları baskıyı daha açık konuşmaya başladı.
Özellikle lohusalık duyguları hakkında yapılan dürüst paylaşımlar birçok annenin yalnız olmadığını fark etmesini sağlıyor.
Ve belki de bu manifestonun en önemli kısmı şu:
Her şeyi severek yapmak zorunda değilsiniz.
Her an mutlu görünmek zorunda değilsiniz.
Sürekli güçlü hissetmek zorunda değilsiniz.
Yorulabilirsiniz.
Bunalmış hissedebilirsiniz.
Destek istemek isteyebilirsiniz.
Bunların hiçbiri sizi sevgisiz bir anne yapmaz.
Bugün birçok kadın annelik baskısı altında kendi sesini duymakta zorlanıyor.
Bu yüzden bazen dışarıdan gelen küçük bir cümle bile düşündüğümüzden daha büyük bir etki bırakıyor.
“Gerçekten çok iyi gidiyorsun.”
Belki de annelerin en çok ihtiyacı olan şey tavsiye değil.
Onay.
Çünkü bazı günlerde bir kadın sadece şunu duymak istiyor:
“Ne güzel bir anne oldun.”
Ve belki de her anne bunu daha sık duymayı hak ediyor.